26 Nisan 2011 Salı

üvey kızım...

Bu bir intikam hikayesi değil. İntihar ile intikamın ilk iki hecesi aynı olduğundan belki de hep korkmuşumdur intikamdan. Hakkım yendiği zaman elbette hakkımı ararım ama maruz kaldığım kötülüklere asla kötülük ile cevap vermem. Bu iyi biri olduğumu göstermez; sadece intikam peşinde koşmadığımı gösterir. İntikam bana göre bir duygu değil.



-o-



Her çocuk anne ve babasının karışımıdır. Sevgilim, Gülhan’da tam anlamı ile öyle. Annesi kadar sevgi dolu, şefkatli, cana yakın ve fedakâr; babası kadar azimli, hırslı, başarılı ve güçlü. İkisi kadar zeki ve heyecanlı. İstediğim her şeye fazlası ile sahip; gencecik ve isyankâr.



Sevgilin annesi, Güldeste; bana aşkı ve hayatı öğreten ilk kadın; ilk karım. Bir bahar öğleden sonrası onu vişneçürüğü tişörtü ile gördüğümde işte hayatımın kadını demiştim; babasının şehri terk ettiği günün gecesinde deliksiz uyurken de evliliğimizin sonsuza kadar sürmeyeceğini tahmin etmiştim. Her şey tahmin ettiğim gibi gerçekleşti, Orhan hayatımıza girdi. Önce komşumuz, sonra Güldeste’nin iş arkadaşı oldu. Sonra da bir gece Güldeste “ Orhan’a aşık oluyorum ya bir şeyler yap ya da ayrılalım” dedi. Karım başkasını seviyorsa ve bunu bana açıkça söylüyorsa yapabileceğim fazla bir şey yoktu. Ne ortak malımız, ne de çocuğumuz vardı, tek celsede boşandık. Boşandıktan sonra arkadaş kalabilirdik ama ikimizde bunu istemedik. Önemsiz bahaneler yaşadığımız şehri terk ettik. İkimiz için de en iyisi buydu.



Orhan ile Güldeste beraber mutlu olmuşlar ve şu an kalbimin atmasının yegane sebebi olan Gülhan’ı yetiştirmişler. Gülhan’ı tanısanız eski karım ve kocasının evlenmesinin ne kadar doğru bir karar olduğunu görürsünüz.




devamı gelmedi, belki gelir........

Hiç yorum yok: