3 Mart 2014 Pazartesi

pazartesi - tetrisimin pilleri

‘Son’ kavramını benim kadar düşünen kimse yoktur pazartesi endorfinlileri. Ne zaman elime tetrisimi alıp; hayallerim eşliğinde bloklar yıksam sonsuzluğu düşünürüm. Bir işim çıkınca oyunu durdurur, sonra devam ederim ve bu otuz yıldır böyle devam eder. Daha hiç yanmadım, skor tabelası kaç kez sıfırlandı hatırlamıyorum bile. Bir de ben hiç pil değiştirmedim.

*Aksansız olmalı.
*Kıyafetleri hiç kırışmamalı.
*Saçını topladığında bir tel bile asilik yapmamalı.
*Tatlı bir obsesifliği olmalı.
*Telefon görüşmelerini kayıt altına almalı.
*Amatörce caps işiyle ilgilenmeli.
*Apansızca iyilik yapmalı.


Pil değiştirmediğimi fark edince tetrisimin pil kısmına baktım. Markasız iki kalem pil vardı ve birinde ‘Bekliyorum” yazıyordu, diğerinde de bir adres vardı. Üstümü bile değiştirmeden adrese koştum. Metruk bir prefabrikti. Kapıyı çaldım açan yok. Koştum koştum ve pencereden içeri hopladım. Işığı yaktım. İçeride kimse yoktu. Sadece koltukta oturan bir iskelet vardı ve iskeletin saçları sarıydı. Anlamadım. Girdiğim pencereden çıkıp eve dönüp, tetrisime kaldığım yerden devam ettim.

Hiç yorum yok: