23 Aralık 2015 Çarşamba

kiss - ölü doğdu

Ortak arkadaşlarının tanıştırdığı çiftlerdendik Buket ile ben. Gerçi akan zamanla beraber bizi tanıştıran arkadaşlarımıza küstük ve onları karaktersizlik, duyarsızlık ve münasebetsizlikle suçladık. Şerden doğa hayırdık. Varoş semtlerin yitik çocuklarının arasından sadece biraz daha şanslı olduğumuz için sıyrılmışız, tanışınca öğrendik. O hem sosyolog hem salsa öğretmeniydi. Bense matematiği zayıf, kod yazmayı kendi kendine öğrenmiş bir bilgisayar programcıydım. İkimizin de en sevdiği renk maviydi. Kitap almayı seviyorduk. İkimizde Sabahattin Ali’yi Facebooktan beğenmiştik.
O çok özveriliydi, ben çok çok asosyaldim. O çok çalışkandı, ben az çok çalışkandım. O statüyü severdi, ben parayı severdim. Onun boynunda ufka doğru uçan bir güvercin dövmesi vardı, benim kolumun için kısmında matrix filmindeki sayı dizinlerinden biri. O üç kız kardeşin en büyüğüydü, ben üç abinin en küçüğü. Buket’in annesi biraz yarım akıllı, son derece sorumsuz ve bir o kadar dandun bir karakterken, benim merhum anneciğim yanlış zamanda yanlış memlekette doğmuş dünya hanımefendisi bir kadındı. Babalarımız ise tam tertipti. Birbirlerini çok seveceklerinden ve ortak at yarışı kuponu yapacaklarından çok emindik ve öyle oldu.
İlk buluşmamızda ben çok konuştum ve çay içtim; ikinci buluşmamızda ise o çok konuştu ve kola içti. Üçüncü  buluşmamızda ikimizde çok konuştuk ve bira içtik. Dördüncü konuşmamızda

ne o bakireydi, ben ben bakirdim


benim ilk öpüşmemde ben yanağa doğru yol alırken dudaktan vurulmuştum.

Hiç yorum yok: