12. program
Kadınlar komik erkeklerden hoşlanırlar. İnsanlar güldükçe mutlu olur ve mutlu oldukça gülerler. Eğer sevgilinizi bu döngüye sürüklersek ve döngünün başına geçmenizi sağlarsak sizinle evlenmemesi gibi bir ihtimali baştan yok etmiş oluruz. Bu planımızı başarıya ulaştırdığımız anda bütün olumsuzlukları bir kenara bırakacak ve sizinle evlenmek için can atacaktır.
Öncelikle işe sevgilinizin mizah anlayışını analiz ederek başlayacağız. Profesyonel komedyen arkadaşımızın sizinle birkaç seans yapacak ve sizden sevgilinizin nelere güldüğünü öğrenecek. Kız arkadaşınızın zeka temelli şakalara mı, taklitlere mi, düşene mi, anlamadığı şeylere mi güldüğünü tespit ettikten sonra planımızın ikinci basamağına geçeceğiz.
Eğer sevgiliniz taklitlere gülüyorsa uzman tiyatrocu kadromuz size iyi taklit yapmanın sırrını verecek
Eğer sevgiliniz zeka temelli şakalara gülüyorsa işimiz biraz daha zor. Profesyonel çevirmen arkadaşlarımız size daha önce ülkemizde yayınlanmayan yabancı dillerdeki stand-up gösterilerinin metinlerini çevirecekler ve siz bunları ezberleyip şakalarınızı yapacaksınız.
Eğer müstakbel eşiniz düşene gülüyorsa uzman dublör kadromuz sizi takip edecek ve görüş açınızda bir yerlerde düşeceklerdir.
Eğer sevgiliniz anlamadığı şeylere gülüyorsa yapmanız gereken çok basit, burada size yardım etmemize dahi gerek yok. Saçma sapan konuşun.
İki ile sekiz ay arası bir gülme maratonundan sonra sevgiliniz size bağımlı olacak ve sizinle evlenmek için can atacaktır. Artı bir ücret öderseniz şirket olarak romantik ve unutulmaz bir evlilik teklifi de sizlere sunuyoruz.
28 Şubat 2011 Pazartesi
biraz da benzetme
• Banka reklamlarında oynayan tipler gibisin. Gözlerinin ışıltısı yalanını örtüyor.
• İstediği yapılmadığında ağlıyor taklidi yapan bir çocuk gibisin, göz yaşların yok.
• Sonradan görmelerin, şımarık çocukları gibisin.
• Mor Çatı’daki lezbiyen kadar güvenilmezsin.
• Rujunu sürmediğini fark edince eczaneden maske alıp takacak kadar kokoştur.
• En güzel pozunu mezarlıkta çektirmiş, fotojenik olmayan bir kadın gibisin. O fotoğrafı kullanacaksın, başka şansın yok.
• Tövbekâr bir pornocunun kızının hayatı ne kadar zorsa senin de hayatın o kadar zor.
• Sevdiği kızın gelip doğum kontrol hapı istediği bir eczacı kalfası gibisin.
• O dua ederken bile Allah’a rica eden tiplerdendir.
• Evinde Picasso tablosu olan bir kör gibisin.
• Bir kör için çok fazla elektrik parası ödüyorsun.
• Babasının cenaze namazında telefonu oyun havası çalan bir kız kadar darmadağınım; işin kötüsü çantamda telefonumu da bulamıyorum.
• Anne ve babası süper kahraman olan sıradan biriyim.
• Kedi kadın ile batman’ın penguene benzeyen çocukları gibiyim.
• İkizim mutant ve herkes benden uçmamı bekliyor.
• Karanlıkta bir zenciyi teşhis edebileceğini iddia eden bir İzlandalı kadar yalancısın.
• Başarısızlıklarına bahane olsun diye anne babasının boşanmasını isteyen ergen gibisin.
• O kadar kötü bir insansın ki; cenazende birileri ağlasın diye göz yaşartıcı sprey sıkmak zorunda kalacağım.
• İstediği yapılmadığında ağlıyor taklidi yapan bir çocuk gibisin, göz yaşların yok.
• Sonradan görmelerin, şımarık çocukları gibisin.
• Mor Çatı’daki lezbiyen kadar güvenilmezsin.
• Rujunu sürmediğini fark edince eczaneden maske alıp takacak kadar kokoştur.
• En güzel pozunu mezarlıkta çektirmiş, fotojenik olmayan bir kadın gibisin. O fotoğrafı kullanacaksın, başka şansın yok.
• Tövbekâr bir pornocunun kızının hayatı ne kadar zorsa senin de hayatın o kadar zor.
• Sevdiği kızın gelip doğum kontrol hapı istediği bir eczacı kalfası gibisin.
• O dua ederken bile Allah’a rica eden tiplerdendir.
• Evinde Picasso tablosu olan bir kör gibisin.
• Bir kör için çok fazla elektrik parası ödüyorsun.
• Babasının cenaze namazında telefonu oyun havası çalan bir kız kadar darmadağınım; işin kötüsü çantamda telefonumu da bulamıyorum.
• Anne ve babası süper kahraman olan sıradan biriyim.
• Kedi kadın ile batman’ın penguene benzeyen çocukları gibiyim.
• İkizim mutant ve herkes benden uçmamı bekliyor.
• Karanlıkta bir zenciyi teşhis edebileceğini iddia eden bir İzlandalı kadar yalancısın.
• Başarısızlıklarına bahane olsun diye anne babasının boşanmasını isteyen ergen gibisin.
• O kadar kötü bir insansın ki; cenazende birileri ağlasın diye göz yaşartıcı sprey sıkmak zorunda kalacağım.
Peki Balığı Kim Yedi?
Masaya üç bardak istedim. Biri benim, biri sevgilim, diğeri de eski sevgilimin hayali içindi. Ben ve sevgilim şarap istedik, eski sevgilimin hayaleti ise su; ben az pişmiş kuzu bonfile istedim, sevgilim ise balık; eski sevgilimin hayali ise yemek istemedi. Zaten önünde duran su dolu bardağa da bir kez bile dokunmadı. Eskiden, gerçekken de öyleydi; nedense pek yiyip içmezdi.
“ Muhteşem bir gelecek bizi bekliyor hayatım”, dedim. “Her şey hayallerimizdeki gibi olacak. Hem artık daha iyi kazanıyorum, ev işlerini yapması için bir yardımcı bile tutabilirim istersen. Annenin bizimle yaşamasını istiyorsun ama ben buna pek sıcak bakmıyorum biliyorsun; ona da bir çözüm buldum. Taşınacağımız evin hemen bir alt sokağında annene de bir ev tutabiliriz. Yemekleri beraber yeriz, hem sıkılmaz da. Düşünsene bizimle aynı evde yaşamayı o da istemez. Sonra spor yapmaya da başladım. Fark etmişsindir göbeğim her gün eriyor ve omuzlarım genişliyor. Takım elbisemi nasıl buldun? Özel diktirdim. Kumaşının İtalyan olduğunu söyledi terzi. Kravat ve mendilim de ipekten. Biliyorum ki ipeği seversin. Dokunmak ister misin?”
Sessiz kaldı sevgilim, kravatıma dokunmak dahi istemedi. Konuştuklarımı dinlemiyor, umursamıyor gibiydi. Sanki aklı başka bir yerdeydi.
Eski sevgilimin hayaline döndüm sonra ve ;
“ Sevgilim neden böyle sessiz bir fikrin var mı? Nasılsa sen de benim eski sevgilimsin. Beni en iyi sen tanırsın ve durumu en iyi analiz edecek olan da yine sensin. Neden sorularıma cevap vermiyor? Sence fazla mı ilişkinin üzerine düşüyorum? Biliyorsun seni çok sevdim, şimdi de onu çok seviyorum”
“ Seni o kadar da iyi tanıdığıma emin değilim; beni gerçektende tutkuyla sevdin ama zamanla sevgin boğdu beni, nefes alamaz hale geldim ve çıldırdım. Bakıyorum da şimdi de aynı sorun baş gösteriyor. O kadar da ellerini sokma kızın hayatına. Kızı geçtim annesinin nerede oturacağına bile karar vermeye çalışıyorsun.”
“ Sanırım haklısın eski sevgilimin hayali. Şimdi sevgilimle konuşmalıyım ki sıkılmasın bu uzun sessizlikten.”
Sonra sevgilime döndüm ve;
“ Balığına dokunmamışsın bile, oysa çok seversin balığı. Sigarayı bırakmamı isterdin ya hep. Artık pipo içmeye karar verdim sadece öğlen ve akşam yemeklerden sonra içeceğim. Kokusundan rahatsız olmazsın sanırım.”
Sevgilim yine sustu; olumlu ya da olumsuz manada başını sallamasını bekledim ama yine tepki alamadım. Herhalde canı başka bir şeye sıkkın diye düşündüm ya da korktuğum gibi her terk edilişimin önündeki o tatsız sessizlik hâkimdi. Panik halinde ağzımdan o sözler çıktı.
“ Seni seviyorum”
Ben de seni seviyorum, demedi.
Eski sevgilimin hayaline döndüm,
“ Neler oluyor, lütfen yardım et. Bu sessizliğin sonunun hayırlı olmadığı besbelli. Seni seviyorumuma bile cevap alamadım.”
“ Sakin ol ve sakın bir daha seni seviyorum diyerek işi zorlaştırma. Senin için ne kadar değerli olduğunu ona anlat ama sakın ellerini kızın hayatının içine de sokma”
Yüzümü sevgilime döndüm ve iki elim ile sağ elini tuttum. Elleri her zamankinden daha soğuktu.
“ Ellerin buz gibi hayatım, yoksa hasta mısın? Hasta olmak üzere misin? Kıyamam sana. Yemeğini muhakkak yemelisin, aç kalırsan daha da hastalanırsın. Hem sen hastalanırsan ben ne yaparım. Hayatımın mihenk taşısın sen. Geçmiş puslu günlerim üzerine doğan sabah güneşisin.”
Eski sevgilimin hayali;
“ Devam et, daha yavaş konuş.”
Devam ettim.
“Göz bebeğimsin. Karanlık dünyamı aydınlatan deniz fenerimsin. Seninle beraberken kendimi Macellan gibi hissediyorum. Her gün yeni bir özelliğini, her gün yeni bir güzelliğini keşfediyorum. Gördüklerimi, yaşadıklarımı benden önce kimsenin yaşamadığını; beden sonra kimsenin yaşayamayacağını da biliyorum. Bu bana narsist bir mutluluk veriyor önce, sonra da seni anlatan şiirler, romanlar yazmalıyım diyorum kendi kendime. Ki herkes bilsin bu yaşadığım mutluluğu. Yaşayamayacak olsalar da; bir yerlerde yaşandığını bilmek onları mutlu etsin.
Sevgilim, tüm geceyi saran tepkisizliği ile bana baktı; eski sevgilimin hayali biraz kıskanmış gibiydi.
“ Yine susuyor; yine sessiz, tepkisiz kalıyor” dedim eski sevgilime.
“ Bende anlayamıyorum, bana da güzel sözler söylerdin ama bu kadar güzellerini hiç söylememiştin. Hem benimleyken hayatın bu kadar düzenli de değildi. İşsizdin, şişmandın, umursamazdın…”
Eski sevgilimin sözlerindeki sitem aklımı iyice karıştırmıştı.
“ Diyorsun ki şimdi karşına çıksam her şey daha mı farklı olur”
“ Evet” dedi eski sevgilim hayali, “ Hem de her şey farklı olur” ve masanın altından elimi tuttu. Elleri eskisinden de sıcak ve yumuşaktı.
“ Bence onu seçmelisin” dedi sevgilim. Tüm gece süren sessizliğini bu sözleri ile bozmuştu. Eski sevgilim hayali de ben de buz kestik.
“ Nasıl olur” dedim. Sesim titriyordu. “ Onu görebiliyor, bizi duyabiliyor musun?
“ Ben de gerçek değilim, hayalim. Yine fark edemedin. Sen de, eski sevgilinin hayali de fark edemedi. İkinizi de mutluluk dilerim.”
Sonra sevgilim kalktı gitti. Başımı öne eğdim ve masadaki yenmiş, sadece kılçıkları kalmış baktım. Sonra da yeni sevgilime dönüp;
“ Madem hayaldi; peki balığı kim yedi?” dedim.
“ Muhteşem bir gelecek bizi bekliyor hayatım”, dedim. “Her şey hayallerimizdeki gibi olacak. Hem artık daha iyi kazanıyorum, ev işlerini yapması için bir yardımcı bile tutabilirim istersen. Annenin bizimle yaşamasını istiyorsun ama ben buna pek sıcak bakmıyorum biliyorsun; ona da bir çözüm buldum. Taşınacağımız evin hemen bir alt sokağında annene de bir ev tutabiliriz. Yemekleri beraber yeriz, hem sıkılmaz da. Düşünsene bizimle aynı evde yaşamayı o da istemez. Sonra spor yapmaya da başladım. Fark etmişsindir göbeğim her gün eriyor ve omuzlarım genişliyor. Takım elbisemi nasıl buldun? Özel diktirdim. Kumaşının İtalyan olduğunu söyledi terzi. Kravat ve mendilim de ipekten. Biliyorum ki ipeği seversin. Dokunmak ister misin?”
Sessiz kaldı sevgilim, kravatıma dokunmak dahi istemedi. Konuştuklarımı dinlemiyor, umursamıyor gibiydi. Sanki aklı başka bir yerdeydi.
Eski sevgilimin hayaline döndüm sonra ve ;
“ Sevgilim neden böyle sessiz bir fikrin var mı? Nasılsa sen de benim eski sevgilimsin. Beni en iyi sen tanırsın ve durumu en iyi analiz edecek olan da yine sensin. Neden sorularıma cevap vermiyor? Sence fazla mı ilişkinin üzerine düşüyorum? Biliyorsun seni çok sevdim, şimdi de onu çok seviyorum”
“ Seni o kadar da iyi tanıdığıma emin değilim; beni gerçektende tutkuyla sevdin ama zamanla sevgin boğdu beni, nefes alamaz hale geldim ve çıldırdım. Bakıyorum da şimdi de aynı sorun baş gösteriyor. O kadar da ellerini sokma kızın hayatına. Kızı geçtim annesinin nerede oturacağına bile karar vermeye çalışıyorsun.”
“ Sanırım haklısın eski sevgilimin hayali. Şimdi sevgilimle konuşmalıyım ki sıkılmasın bu uzun sessizlikten.”
Sonra sevgilime döndüm ve;
“ Balığına dokunmamışsın bile, oysa çok seversin balığı. Sigarayı bırakmamı isterdin ya hep. Artık pipo içmeye karar verdim sadece öğlen ve akşam yemeklerden sonra içeceğim. Kokusundan rahatsız olmazsın sanırım.”
Sevgilim yine sustu; olumlu ya da olumsuz manada başını sallamasını bekledim ama yine tepki alamadım. Herhalde canı başka bir şeye sıkkın diye düşündüm ya da korktuğum gibi her terk edilişimin önündeki o tatsız sessizlik hâkimdi. Panik halinde ağzımdan o sözler çıktı.
“ Seni seviyorum”
Ben de seni seviyorum, demedi.
Eski sevgilimin hayaline döndüm,
“ Neler oluyor, lütfen yardım et. Bu sessizliğin sonunun hayırlı olmadığı besbelli. Seni seviyorumuma bile cevap alamadım.”
“ Sakin ol ve sakın bir daha seni seviyorum diyerek işi zorlaştırma. Senin için ne kadar değerli olduğunu ona anlat ama sakın ellerini kızın hayatının içine de sokma”
Yüzümü sevgilime döndüm ve iki elim ile sağ elini tuttum. Elleri her zamankinden daha soğuktu.
“ Ellerin buz gibi hayatım, yoksa hasta mısın? Hasta olmak üzere misin? Kıyamam sana. Yemeğini muhakkak yemelisin, aç kalırsan daha da hastalanırsın. Hem sen hastalanırsan ben ne yaparım. Hayatımın mihenk taşısın sen. Geçmiş puslu günlerim üzerine doğan sabah güneşisin.”
Eski sevgilimin hayali;
“ Devam et, daha yavaş konuş.”
Devam ettim.
“Göz bebeğimsin. Karanlık dünyamı aydınlatan deniz fenerimsin. Seninle beraberken kendimi Macellan gibi hissediyorum. Her gün yeni bir özelliğini, her gün yeni bir güzelliğini keşfediyorum. Gördüklerimi, yaşadıklarımı benden önce kimsenin yaşamadığını; beden sonra kimsenin yaşayamayacağını da biliyorum. Bu bana narsist bir mutluluk veriyor önce, sonra da seni anlatan şiirler, romanlar yazmalıyım diyorum kendi kendime. Ki herkes bilsin bu yaşadığım mutluluğu. Yaşayamayacak olsalar da; bir yerlerde yaşandığını bilmek onları mutlu etsin.
Sevgilim, tüm geceyi saran tepkisizliği ile bana baktı; eski sevgilimin hayali biraz kıskanmış gibiydi.
“ Yine susuyor; yine sessiz, tepkisiz kalıyor” dedim eski sevgilime.
“ Bende anlayamıyorum, bana da güzel sözler söylerdin ama bu kadar güzellerini hiç söylememiştin. Hem benimleyken hayatın bu kadar düzenli de değildi. İşsizdin, şişmandın, umursamazdın…”
Eski sevgilimin sözlerindeki sitem aklımı iyice karıştırmıştı.
“ Diyorsun ki şimdi karşına çıksam her şey daha mı farklı olur”
“ Evet” dedi eski sevgilim hayali, “ Hem de her şey farklı olur” ve masanın altından elimi tuttu. Elleri eskisinden de sıcak ve yumuşaktı.
“ Bence onu seçmelisin” dedi sevgilim. Tüm gece süren sessizliğini bu sözleri ile bozmuştu. Eski sevgilim hayali de ben de buz kestik.
“ Nasıl olur” dedim. Sesim titriyordu. “ Onu görebiliyor, bizi duyabiliyor musun?
“ Ben de gerçek değilim, hayalim. Yine fark edemedin. Sen de, eski sevgilinin hayali de fark edemedi. İkinizi de mutluluk dilerim.”
Sonra sevgilim kalktı gitti. Başımı öne eğdim ve masadaki yenmiş, sadece kılçıkları kalmış baktım. Sonra da yeni sevgilime dönüp;
“ Madem hayaldi; peki balığı kim yedi?” dedim.
27 Şubat 2011 Pazar
pazartesi - göz yaşlarım
Sanıyor musunuz ben hiç ağlamam pazartesi manyakları? Geçenlerde hayvan satan bir dükkanın önünde bir bardakta tek duran bir beta balığı gördüm ve dükkan sahibine; “ Bu niye tek duruyor lan!” diye çemkirince aldığım cevap hüzün doluydu.
*saati sorduğumda hep birkaç dakika sonrasını söylemeli ki zamanın önünde bir insan olduğumu hatırlayayım.
*sabahları ılık su ile ıslatılmış havlu ile çapaklarımı silmeli.
*beni spor yapmadan fit kalmam için ikna edebilmeli.
*silaha dönüşen bir baston ya da şemsiye taşımalı.
*birkaç illüzyon numarası bilmeli
“Abi erkeklerle beraber koyunca hepsi bu balığa saldırıyor. Dişiler ile aynı ortama koyunca da dişiler birbirini öldürüyor, başka çaremiz yok” işte o an gözlerimden iki damla yaş önce yanaklarıma, ardından da bıyıklarıma süzüldü pazartesikolikler. Sonra dükkanda güvenlik kamerası var mı diye baktım ve kamerayı görünce dükkanı yakıp dışarı çıktım. Hayvanlara ne mi oldu? Bilemiyorum, biraz gözüm dönmüş.
*saati sorduğumda hep birkaç dakika sonrasını söylemeli ki zamanın önünde bir insan olduğumu hatırlayayım.
*sabahları ılık su ile ıslatılmış havlu ile çapaklarımı silmeli.
*beni spor yapmadan fit kalmam için ikna edebilmeli.
*silaha dönüşen bir baston ya da şemsiye taşımalı.
*birkaç illüzyon numarası bilmeli
“Abi erkeklerle beraber koyunca hepsi bu balığa saldırıyor. Dişiler ile aynı ortama koyunca da dişiler birbirini öldürüyor, başka çaremiz yok” işte o an gözlerimden iki damla yaş önce yanaklarıma, ardından da bıyıklarıma süzüldü pazartesikolikler. Sonra dükkanda güvenlik kamerası var mı diye baktım ve kamerayı görünce dükkanı yakıp dışarı çıktım. Hayvanlara ne mi oldu? Bilemiyorum, biraz gözüm dönmüş.
evet evet evet
“ Benimle evlenir misin?”
“ Evet! Evet! Evet!”
“ Neden üç defa söyledin?”
“ Hı?”
“ Neden üç kez evet dedin?
“ Şey… Ne kadar çok istediğimi, sevindiğimi göstermek için”
“ Ben hiç öyle hissetmedim, sanki bir kez söylesen sana inanmayacakmışım gibi tekrarladın.”
“ Ya yok öyle bir şey.”
“ Benim hayat arkadaşım, bir şeyi bir kez söylemeli ve ben ona inanmalıyım. Biraz önce bir şeyler söylemiştim ya, boşver.”
“ Evet! Evet! Evet!”
“ Neden üç defa söyledin?”
“ Hı?”
“ Neden üç kez evet dedin?
“ Şey… Ne kadar çok istediğimi, sevindiğimi göstermek için”
“ Ben hiç öyle hissetmedim, sanki bir kez söylesen sana inanmayacakmışım gibi tekrarladın.”
“ Ya yok öyle bir şey.”
“ Benim hayat arkadaşım, bir şeyi bir kez söylemeli ve ben ona inanmalıyım. Biraz önce bir şeyler söylemiştim ya, boşver.”
20 Şubat 2011 Pazar
pazartesi - kadın kolları
Pazartesi
Bazen kendimi çok baskı altında hissediyorum pazartesikolikler. Dünya siyasetinde dengeleri korumak; daha az insanın ölmesi, daha az kişinin aç kalması için siyasete vermek zorunda kaldığım ayarlardan dolayı; siyasetçileri huzurumda karşılıyorum. Dikkat ettim de ne kadar çok kadın siyasetçi çıktı son zamanlarda, kadınlar hamamı gibi oldu bizim salon.
*Dizi izlerken ki bipp lerde bipp lenen küfüleri hemen bana çevirmeli
*Evde otururken dahi birkaç kez kıyafet değiştirmeli.
*Hayvanlı belgesel izlerken ağlamalı.
*Saçma sapan vecizeler uydurup, o sözleri hayali filozoflara mal etmeli
*Terliklerimi kimseye giydirmemeli.
Sırf beni görmek için dünya kadınları siyasete girmekte artık. İspanya’da birçok partinin kadın kolları, gençlik kollarından daha kalabalık; Berlusconiciğim sırf benle arayı sıcak tutmak için ülkenin güzel kadınlarını bakan yapmış. İyi de olmuş. Şu güne kadar erkekler yönetti de ne oldu? İki dünya savaşı.
Bazen kendimi çok baskı altında hissediyorum pazartesikolikler. Dünya siyasetinde dengeleri korumak; daha az insanın ölmesi, daha az kişinin aç kalması için siyasete vermek zorunda kaldığım ayarlardan dolayı; siyasetçileri huzurumda karşılıyorum. Dikkat ettim de ne kadar çok kadın siyasetçi çıktı son zamanlarda, kadınlar hamamı gibi oldu bizim salon.
*Dizi izlerken ki bipp lerde bipp lenen küfüleri hemen bana çevirmeli
*Evde otururken dahi birkaç kez kıyafet değiştirmeli.
*Hayvanlı belgesel izlerken ağlamalı.
*Saçma sapan vecizeler uydurup, o sözleri hayali filozoflara mal etmeli
*Terliklerimi kimseye giydirmemeli.
Sırf beni görmek için dünya kadınları siyasete girmekte artık. İspanya’da birçok partinin kadın kolları, gençlik kollarından daha kalabalık; Berlusconiciğim sırf benle arayı sıcak tutmak için ülkenin güzel kadınlarını bakan yapmış. İyi de olmuş. Şu güne kadar erkekler yönetti de ne oldu? İki dünya savaşı.
17 Şubat 2011 Perşembe
tekel cinayeti
" Üzerinde parmaki zin var. Neden inkar ediyorsun ki? Cinayeti senin işlediğin gün gibi aşikar."
" Yalvarırırm inanın bana, ben cinayet işlemedim. Ne rahmetliyi tanırdım, ne de ömrümda o çakıyı elime aldım."
" Nasıl tanımazsın lan! İki bina yanında oturuyormuş. Hiç mi rastlamadın, hiç mi görmedin?"
" Gerçekten de tanımıyorum. Adını ilk kez sizden duydum, yüzünü ilk kez sizin gösterdiğiniz fotoğrafta gördüm."
" Adamın yüzünü haşat etmişsin be! Bu kadar yüzüne çalıştığına göre kesin büyük bir garezin vardı adama. Bir de rahmetli falan diyorsun. Söyle neden yaptın?"
" Ben yapmadım, ömrümde kimseye zarar vermedim ben."
" Çakıdaki parmak izlerini açıkla o zaman bize."
" Açıklayamam. Hiç böyle bir çakım olmadı benim. Benim çakım bile olmadı. Bunları ot çekenler kullanır. Çarşafı, ot sardıkları kağıdı kesmek için."
" Nerden biliyorsun lan!"
" Bilmiyorum, duydum işte bir yerlerden."
" Sen ot çekiyor musunn?"
" Sarma sigara bile içmem ben memur bey, yıllardır Tekel 2000 içerim o kadar."
" İşleri ne bizim, ne de kendin için kolaylaştırıyorsun aslanım. Adam komşun, cineyet aletinde parmak izin var, olay anında evde tek başınaymışsın ve eski bir sabıkalısın. Bu işten yırtamayacağının farkındasındır sanırım."
Zanlı kollarını masaya koyup, başını ellerinin arasına alır ve ağlamaya başlar... Bu işten yırtamaycağının farkındadır ve yırtamaz da.
İşin aslı ise daha basitti; alacak verecek davası. Maktulü, tekel bayiini işleten ve aynı zamanda ot satan adam öldürmüştü. Çakıdaki parmak izlerinin sebebi ise tekel bayiine, Tekel 2000 almaya giden adamın para üstü beklerken tezgahta oynadığı çakı ile dükkan sahibinin cinayet işlemesiydi.
" Yalvarırırm inanın bana, ben cinayet işlemedim. Ne rahmetliyi tanırdım, ne de ömrümda o çakıyı elime aldım."
" Nasıl tanımazsın lan! İki bina yanında oturuyormuş. Hiç mi rastlamadın, hiç mi görmedin?"
" Gerçekten de tanımıyorum. Adını ilk kez sizden duydum, yüzünü ilk kez sizin gösterdiğiniz fotoğrafta gördüm."
" Adamın yüzünü haşat etmişsin be! Bu kadar yüzüne çalıştığına göre kesin büyük bir garezin vardı adama. Bir de rahmetli falan diyorsun. Söyle neden yaptın?"
" Ben yapmadım, ömrümde kimseye zarar vermedim ben."
" Çakıdaki parmak izlerini açıkla o zaman bize."
" Açıklayamam. Hiç böyle bir çakım olmadı benim. Benim çakım bile olmadı. Bunları ot çekenler kullanır. Çarşafı, ot sardıkları kağıdı kesmek için."
" Nerden biliyorsun lan!"
" Bilmiyorum, duydum işte bir yerlerden."
" Sen ot çekiyor musunn?"
" Sarma sigara bile içmem ben memur bey, yıllardır Tekel 2000 içerim o kadar."
" İşleri ne bizim, ne de kendin için kolaylaştırıyorsun aslanım. Adam komşun, cineyet aletinde parmak izin var, olay anında evde tek başınaymışsın ve eski bir sabıkalısın. Bu işten yırtamayacağının farkındasındır sanırım."
Zanlı kollarını masaya koyup, başını ellerinin arasına alır ve ağlamaya başlar... Bu işten yırtamaycağının farkındadır ve yırtamaz da.
İşin aslı ise daha basitti; alacak verecek davası. Maktulü, tekel bayiini işleten ve aynı zamanda ot satan adam öldürmüştü. Çakıdaki parmak izlerinin sebebi ise tekel bayiine, Tekel 2000 almaya giden adamın para üstü beklerken tezgahta oynadığı çakı ile dükkan sahibinin cinayet işlemesiydi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)