30 Nisan 2011 Cumartesi

neden öldürdün?

" Söyle bakalım neden öldürdün?"

" Keyif için. Bıçağı alırsın ve kalbe batırırsın. Kalp atmaya devam eder. Bıçağın sapında kalbin atışını hissedersin. Sonra kanamaya başlar, elin kan olur. Sıcak kan. O sıcak kan yaşadığını hissettirir sana. Adamın gözlerine bakarsın. Gözlerinin tam içine. Sana yalvarır gibi bakar. Hala yaşama umudu vardır ama yanılır, ölecektir. Onun öleceğine ben karar vermişimdir. Gözlerine birkaç saniye daha bakarsın. Umudunu kaybedişini görürsün. Sonra göz bebekleri yavaşça büyür ve kalbi durur. Artık bıçağın sapında kalbin atışı hissetmezsin. Hayatta bu meydan okumanın verdiği keyfi hiçbir şey vermez."

29 Nisan 2011 Cuma

Zeynep’in mutfak cinayetleri

fotoroman projesi:

Geniş ve aydınlık bir mutfakta çekilecek kısa bir fotoroman fikri. Zeynep abla mutfaktadır ve evine gelecek misafirlere yemek yapacaktır. Şık bir mutfak önlüğü ve güzel taranmış saçları ve yüzünde gülümsemesi ile ev kadını rolündedir.

Geri kalan akraba ise misafirliğe gelenler rolünde olacak; hatta herkes kendini oynayacak. Abartılı makyaj ve farklı kıyafetlere gerek yok. Sadece bol miktarda kan yerine geçecek salça kullanılacağından kirlenmesinde sakınca görmeyecekleri kıyafetler seçmeleri daha uygun olur.

Zeynep abla mutfakta yemek yaparken misafirler sırası ile mutfağa girer ve

* yemekte ne var abla?
* kısır yapmadın mı?
* böreği çok yapmışsın
* kıymalı börek yasaydın keşke
* şunun tarfini versene
* abla böreğin göbeğini menin tabağa koysana

Gibi bir şeyler söyler ve Zeynep abla cinnet geçirip mutfak gereçleri ile konuşanları öldürür.

Çekimlerde devamlılık önemli unsur olacak. İlk planda öldürülen kişi son ana kadar öldüğü yerde sabit bekleyecek. 11 kişi mutfağa gelse ve 4’er fotodan 44 cinayet fotosu çekilse toplam mutfak çekimi bir saati biraz geçebilir. Ondandır ki; sebatı yüksek ve oyuncu ilk öldürürlür...

Cinayetler bitince; son sahnede bir masa etrafında toplanılır ve zehnep abla ayakta biz masada yemek yeriz ve hep bir ağızdan “ eline sağlık çok güzel olmuş” deriz “ zeynep apla da “ afiye olsun” der ve biter

28 Nisan 2011 Perşembe

mekan tasvir - bekar odası

Küçücük evde ona da küçük bir oda düşmüştü. Hepi topu birkaç metre karelelik bir oda. Pek eşyası yoktu. Ders çalışması için bir masa, bir sandalye. Küçük bir yatak ve yerde bir şilte. Ne bilgisayarı ne de televizyonu vardı. Kıyafetlerini koyacak bir dolabı bile olmadığı için kapağını açtığı bavulunda duruyordu kıyafetleri.

Bavulun içindeki iki üç tane pantolon, birkaç tişört ve kazak vardı. Kapısının arkasına çakılmış üç uzun çivide de gömlekleri asılıydı. Tüm kıyafetleri temiz ve ütülenmişti. Kapının solundaki prizin hemen altında eskimiş, beyaz bir ütü yapayanlız duruyordu. Prize ise eski bir kasetçalar takılıydı. Araba teyplerine benzeyen kasetçalara iki yumruk kadar hoperlör siyah ince iki kablo ile bağlıydı.

Masasının sol üstünde defterleri, sağ üstünde ise kitapları üst üste duruyordu. Kitaplarının bir kısmı ise masasının sağ arka ayağının yanında üst üste duruyordu.kalem kutusu yoktu ondan ki kalemleri deftelerin yanında dağınık şekilde duruyordu. Zaten odasındaki sayılı dağınıklıklar kalemlerinin gelişigüzel duruşu ve şiltesinin üzerindeki kumaşın haliydi. Odasındaki her şey düzgündü. Yorganını yatağının üzerine sermese de katlayıp yatağının ucuna her zaman koyuyordu.

27 Nisan 2011 Çarşamba

mekan tasvir - halısaha

İlk karşıma çıkan ilk kapıyı itmeme rağmen kapının direndiğini gördüm. Zaten hiç bilmediğim bir mekana ilk kez girmek benim için zordu, kapının manasız direnmesi tadımı az da olsa kaçırmıştı. Hem yağmur da yağıyordu...

Kapıyı çekip açtım iki adım daha içeri girince karşıma diğer kağı çıktı bunu de ittim ama bu da açılmadı, ilk kapıdan edindiğim tecrübe ile kapıyı çekerek içeri girdim. Tavan çok basıktı. İki metre boyu olan biri bu basıklığı benden daha çok hissedeceği emindim ama ben oldum olası basık mekanları sevemedim.

İkişerli dizilmiş dört tane plastik masa vardı. Yerler beyaz kalebodurlarla kaplanmıştı ve kalebodurların arası simsiyahtı. Herkesin ayakkabıları ile girdiği bir mekanda bu çok doğaldı. Sol tarafa açılan iki kapı vardı. İlk kapı kötü dekore edilmiş bir yönetici odası gibiydi. Diğer oda ise halısahaya gelenlerin maça hazırlandığı soyunma odasıydı. Odanın önünde bir duvar vardı ki masaların oraya oturanlar soyunanları görmesin.

Geniş salonun sağ kısmında çay ocağı vardı. Üzerinde A4 kağıda bilgisayardan çıkartılmış “ lütfen içtiğinizi ödeyiniz” yazıyordu. Çay ocağının karşısında ise bir üzerinde telefon birkaç bloknot ve takvimin bulunduğu bir masa vardı.

Plastik masaların yanlarında o çirkin hemen herkesin sahip olduğu olduğu plastik sandalyelerden değil de demir ve rahatsız sandalyeler vardı. O sandalyelerden birine oturup camdan dışarı baktım. Camın dışarısı demirlerle korunuyordu ki; gelecek isabetsiz bir şut camı kırmasın. Camdan dışarı baktığımda manzara ise süperdi. Halısahanın kalesi hemen önümüdeydi. Camdan elimi uzatsam üst direğe dokunabilirdim.

Mekandan çıkarken ilk kapının sağında sekiz adamın fotoğrafı dikkatimi çekti. Muhtemelen bu derneğin eski başkanlarıydı. Hepsi erkekti, hepsi orta yaşın üzerindeydi ve hiçbiri yakışıklı sayılmazdı.

biraz da benzetme

• Bir japon balığı kadar hürsün.

• Kalecisi sakatlanmış bir teknik direktör gibiyim; üstelik oyuncu değiştirme hakkımda kalmamış.

• Senin yaptığın nefesini tutarak intihar etmeye benziyor.

• Menepozlu anasından uzun saçları olması ile övünen ergen gibisin.

• Diş çektirirken dişçinin gözüne bakan tiplerdendir

• Dolgu yaptırırken dişçinin gözüne bakan tiplerdendir.

• Sadece dişçiye gitmeden önce dişini fırçalayan adamlardandı.

• Kendimi çıplaklar kampında ilkokul öğretmeniyle rastlaşmış kadar şansız hissediyorum.

26 Nisan 2011 Salı

Mutlu adımlar zayıflama merkezi

İnsan midesini üşütünce kusar ve yemek yiyemez hale gelir. Kuracağımız zayıflama merkezinde bu sistem ile kilo sorunu olan müşterilerimizi zayıflatacağız. Tedavi yöndemimiz basit ve etkili. Midelerine midelerine soğuğu dayayacağız.

şaplak üzerine

Sevişme esnasında kıça atılacak şaplaklar önemlidir
1 şaplak olmaz, 2 şaplak eyreti kalır amaca hizme etmez. 3 – 5 arası iyidir. 6 fazla olur, 7 de tadı kaçar... 8’i hiç deneyemedim.. hayalim 11 şaplak:P