17 Ağustos 2015 Pazartesi

pazartesi - çek defterim

Hiç unutmam yıllar yıllar önceydi pazartesi mazicileri. Sarışın bir seksiyi kapımda üç ay yattıktan sonra huzuruma kabul etmiştim. Benim bir sorunumu çözmek istediğini söylemişti Sedasayan bir tavırla. Tüp bebek tedavisi önerecek diye korkmuştum. Ama o ise bir defter çıkartmış ve önüme koymuştu.

*Sendikacıları sevmemeli.
*Konkurhipik dalında kazandığı madalyaları asıl sahibi olan atına vermeli.
*Eğit-donat projelerinde gönüllü olarak çalışmalı.
*Gerekirse jartiyerinden sapan yapıp kuş vurabilmeli.
*Penguen besleyebilecek kadar soğutabilen bir kliması olmalı.
*Şamdanı tek bir tuşla Posedion’un üç uçlu mızrağına dönüşebilmeli
*Yer bildirimi yapmadığı şehirlerin valileri tarafından sitemkar mesajlar almalı


“Çek defteri bu pehlivanım”, demişti. Para lazım olduğunda ne kadar olduğunu yaz ve imzala. Para ne işe yarar ki?, deyip kovmuştum onu giderken, bir de güneşe çıkmasını yasaklamıştım. O günden sonra ihtiyaç sahibi kızlara hep kağıtlardan verdim. Geçenlerden yine zavallı birkaç kız gördüm. Ne üstlerinde var, ne altlarında. Onlara da o kağıtlardan verdim ve kağıtlar bitti? O Sedasayaniyesi yüksek sarışın seksiyi bulun bana. Yeni defter lazım.

10 Ağustos 2015 Pazartesi

pazartesi - günümüz belgeselciliğine eleştirel bir bakış

Geçen hafta Salı sabaha karşısı kendi kendime bir hayvan belgeseli izleyeyim dedim pazartesi nasyonelcoğrafyafikleri. Bir elime tetrisimi, diğer elime en sevdiğim sürrealist roman olan medeni hukuk’u aldım ve televizyonun karşısına oturdum. Saatler geçti ne bir ayı gördüm, ne bir aslan; ne de belgeselcilerin hareket olsun diye ortaya saldıkları yavru bir ceylan.

*Çıplak modellerle çalışmayı tüm hobilerinde mihenk edinmeli.
*Nefretini kusturmalı.
*Tekvando ve tekvandocunun dostu olmalı.
*İlişkilerde tek sayı kuralına uymamalı.
*Arkadaşları kanunsuz bir şey yaptıklarında hemen onu aramalı.
*Köpeğinin bile avukatı olmalı.
*Yerli mafya bozuntularına “Karşılaştırmalı Amerikan Gansterliği” dersi vermeli.


Demir madenlerinden bahsettiler. O bitti eski bir gazeteden, ondan sonrada darbeci bir komutandan – hatırlıyorum dallamayı çok komik fıkra anlatırdı- sonra üç dört tane Amerikalı birbirlerine küfrede küfrede motorsiklet yaptılar ve sonra biri uzay hakkında bir şeyler anlattı. Hayır bir hayvan bir hayvanı yemiyorsa ona belgesel denmez ki? Bu konuya bu hafta değinmeliyim.

2 Ağustos 2015 Pazar

pazartesi - kurt tüyü yastık

Dolunay çıkınca ben de balkona çıkarım pazartesi ilkdördünleri. Çünkü bazen kurtlar uluyarak beni çağırır. Koşarım yanlarına; soyunurum ve bir halka oluşturup koşmaya başlarız. İlk düşen kurdu diğerleri yer. Ben de o ara evden getirdiğim ekmek arasını yerim ve eve dönerim. Kurtlarla dans muhteşem bir deneyimdir.

*Tatil için çalışmalı.
*Menfaatleri şehvetlerinin üstünde olmamalı.
*Klimasız ortamlarda bulunmayacağından fakir gibi sıcaktan şikayet etmemeli.
*Arkadaşlarıyla karışık pizzaya ortak girerken hangi dilimin daha az kalorili olduğunu hemen hesaplayıp onu yemeli.
*Araba kullanırken susarsa silecek suyundan içmek için kafasını sanruftan dışarı çıkartmamalı.
*Yaz aylarına ayrı ayrı isim verilmesini benim gibi saçma bulmalı.
*Kendini kaybetmemeli.


Malum cuma maviaydı ve ulumaları duyunca koşarak gittim. Baktım kurtlar değil, kurt kadınlar toplanmış. Oraya kadar gittim koşmazsam olmaz diye düşündüm ve başladık. İlk düşeni yiyeceklerdi ki; “Madem kurt kadınlarla oynuyoruz yemeyelim, ağda yapalım” dedim. Yaptılar. Sonra devam ettik. En son iki kişi kaldık ama tabi ben düşmedim. Sağ olsunlar hemen tüylerinden kurt tüyü yorgan ve yastık yaptılar. Kışın deneyeyim, haber veririm.

27 Temmuz 2015 Pazartesi

pazartesi - tahterevalli ve salıncak

Çok iyi bilirsiniz ki, bazı yaptığım iyilikleri size hiç hissettirmem pazartesi uyurları. Geceler herkes uyurken çocuk parklarını teftiş etmek hobilerim arasındadır. Özellikle tahterevalliye tek başıma oturur ve bir gün karşımda oturacak kadının hayalini kurar, beni kaldırmalı mı yoksa hep ben mi onu kaldırmalıyım, düşünür dururdum.

*Çevresinin ekolojisini bozmamalı.
*Kötü şakalara kötü gülmeli
*Kıskançlık konusunda çığır açmış olmalı.
*Babası için bir değeri olmalı.
*Bazen durup dururken bana para vermeli.
*İstek şarkı isteklerimi isteksizce de olsa yerine getirmeli.
*Filmleri aratmayan maceraları olmalı.


Ama dün gece ilk kez salıncağı denedim. İnanılmaz bir deneyim. İleri geri devinimler aslında hiç yol almadığım gerçeğini tüm nöronlarıma işledi. Hatta ne kadar ileri gidersem, dönüşünde bir o kadar geri gidiyordum ve her ileri gidişin adında bir dönüş vardı. Şimdi tüm insanları göreve çağırıyorum. Evlerinize salıncak kurun ve günde en az on dakika sallanın.

20 Temmuz 2015 Pazartesi

pazartesi - astronomik bir anım

Bu hafta size astronojik bir anımı paylaşmak istiyorum pazartesi astralleri. Yıllar yıllar önceydi ama dün gibi aklımda. O zaman siz dünyalı kadınlardan umudumu kesmek üzereydim ve şansımı başka gezegenlerde aramaya karar vermiştim. Hatta uzay mekiğim bile hazırdı. Plütonyumlarını ellerimle enerji bantlarına monte etmiştim. Hatta veda listem bile hazırdı.

*Sanatçı olmasaydı kurtkadın olmalıydı.
*Ağda icat olmasa kurtkadın olmamalı
*Nerelisiniz sorusuna “we are all sisters and brothers” diye cevap vermeli.
*Eğer bir durum ayakta alkışlamayı hak ediyorsa o eylemi başlatmaktan çekinmemeli.
*Şom ağızlı olmalı.
*Bazen beni fazla tutmamalı.
*Erken uyuyup, geç uyanmalı.

İşte o günlerde NASA’da çalışırken dönemin NASA çaycısı olan kadın “Gitme!” demiş. Ben de tam o sırada güneşe doğru mu gitsem yoksa Mars’a doğru mu gitsem karar veremediğim büyük bir kararsızlık içerisindeydim. Bana “Çay içer misiniz?” dedi sandığım için “Tamam” demiştim. Sonra olay mahkemeye yansıdı. Tabi mekan NASA, her yer mobese. Ben sözünün eri insanım gitmedim. Belli ki buralarda pek hayat yok. İyi ki gitmemişim.

13 Temmuz 2015 Pazartesi

pazartesi - kelleşimim

Ben bu hafta sola çektim pazartesi liboşalleri. Rüzgârlı bir Salı sabahının ilk saatleriydi. Lokal bir olağanüstü hal ilan etmiş yürüyordum ki; vücudumun sola doğru eğildiğini hissettim. Manyetik bir alan mı yoksa mıknatıslardan yapılmış robotların dünyaya saldırısı mı merak ettim ve ilk soldan döndüm.

*İradesinden ürkmeliyim.
*Düşmanını tanımayı sevmeli.
*Kandillerde kendisine mesaj çekenlere, mesajla kandil kutlanmayacağı mesajını arayarak vermeli.
*Sanat ve sanatçıya şefkat göstermeli.
*Beat-box yapanların ağzına ağzına terlikle uyarı vuruşları yapmalı
*Rol yapmak hayatının bir parçası olmalı.
*Evde şinorkelle gezeceğine, ne ima etmeye çalışıyorsa direk söylemeli.


Sokağa girdim, baktım yine sola çekiyorum. Tekrar ilk soldan dündüm, yine sola çekiyorum, yine sola döndüm; dördüncü dönüşümde o rüzgarı yediğim sokağa geri döndüm. İlk soldan döne döne, dört üzeri dört kez dört dönünce durdum. Hemen bir arama yaptım ekibi toplayıp saç sayımı yaptırttım. Başımın solunda, sağından 16 fazla tel çıktı. Yoksa kelleşiyor muyum? Bunu hep beraber ilerleyene maceralarımızda göreceğiz.

pazartesi - Ölü öpücü prensin salyası

Kalabalıklar içerisindeki huzur erişilebildiği zaman yalnızlığın verdiği huzurdan daha kuvvetlidir pazartesi kasti-suileri. Ben bu kalabalıklar içerisindeki huzuru koma durumundaki hastalarla baş başayken sağlayabildiğimi fark ettiğimden beri dünyanın en büyük kadın koma hastanesini alt sokağa TOKİlettim.

*Günaydın dediğinde gün aymalı.
*Bazen sadece susmalı.
*Sıkıştırmamalı.
*Aynı cümleyi tekrarlayarak anlaşmazlıklarımızı derinleştirmemeli.
*Kumdan kale yaparken elini kepçe gibi kullanmalı.
*Televizyonda kendini gördüğünde görmemezlikten gelmeli.
*Kankalarını son kullanma tarihi gelmeden tüketmeli


İşte geçen perşembenin son saatlerinde huzur için hastaneye gittim. Kalabalık ve sessiz. Ne olduysa bir hapşırık geldi. Derken bir daha, bir daha derken komadaki kadınlar uyanmaya başladılar. Ayağa kalkan beni görünce tekrar düşüp komasına kaldığı yerden devam ediyordu. Aklıma pamuk prensesi uyandıran beyaz atlı prens geldi. Demek olay dudakta değil salyadaymış.