
1.
Bu bir orta sınıf düğünü. Bir apartmanın alt katındaki düğün salonunudayız. Sıcak, bunaltıcı bir yaz akşamı. Sözde kankam Halis ile sevdiğim kız Nilay evleniyor. Dün gece kınada Halis’in sadıçıydım da. Canım yanıyor, hem de son bir yıldır her gün.
Nilay’ı ehliyet kursunda tanımıştım. Duru, sessiz, güzel bir kızdı. Büyük kahverengi gözleri etkilemişti beni. Kısa zamanda arkadaş olmuştuk. Benden hoşlanıyor gibiydi. Ben ise ona sırılsıklam aşıktım. Bir türlü açılamadım tabi, utandım.
Halis ise mahalleden arkadaşım. Kendimi bildim bileli arkadaşız. Bir gün kurstan almaya geldi beni. Bense kapının önünde Nilayla sigara içiyordum. Orada tanıştırdım ikisini. Babasının arabası olduğundan Halis’in şöförlüğü iyiydi. Bir hafta sonu bana direksiyon öğretecekti. Ben, ‘Nİlay’ı da çağırayım mı’, dedim. ‘Sen bilirsin’ dedi.
Şehrin dışında doğru bir yere gitmiştik. Halis babasının arabasını –gri Mercedes- almıştı. Marketleri var nasılsa. Bizde araba ne gezer. Beraber birkaç tur attık. Nilay çok kötü sürüyordu, çok heyecanlıydı. Ben ise ehliyeti aldıktan sonra hiç araba kullanmadım..
Akşam Nilay’ı eve bıraktıktan sonra Halis bana Nilay’ı sordu. İyi kız dedim. Seviyorum, diyemedim.
Halis bir şekilde Nilay’ın telefonunu almış-benden almadı-. Mesajlaşmışlar derken diğer hafta Halis, ‘Nilay işi tamam. Çıkıyoruz oğlum’ dedi. Beynimden vurulmuşa döndüm.
Geçen bir yıl boyunca ne Halisle ne de Nilayla çok konuşmadım. Evleneceklerinin haberi geldiğinde ise yıkılmıştım. Halis benden daha yakışıklıdır, daha zengindir, daha zekidir… Ama ondan iyi olduğum tek konu Nilayı sevmekti. Kimse Nilay’ı benim kadar sevemez…
Düğün devam ediyor. Her ne kadar Halis’in babası zengin olsa da bu bir orta sınıf düğünü. Halisler etraflarındaki en zengin aile olmak istediklerinden bekli de öyle. Pinti olduklarından da bu izbe bodrum katında yapıyorlar düğünü. Havanın sıcaklığına, insanların kalabalığı eklenince içerisi çok bunaltıcı olmaya başladı.
Mahalli şarkıcının kötü ses sistemiyle söylediği birkaç şarkıdan sonra sıra takı merasimine geldi. Düğün salonu sahibi mikrofonu aldı ve sahnenin ortasına çıktı. Halis ve Nilayıda yanlarına aldı ve;
-Şimdi sıra takı merasiminde değerli konuklarımız , dedi.
Bir anda akrabalar Halis ve Nilayın yanına yönelmeye başladılar. Herkes tek sıra olmuş, takısını takıp, öpüşüp yarine geçiyordu.
-Damadın babasından bir beşi bir yerde!... Damadın annesinden iki burma bilezik!... Gelinin babasından bir burma bilezik!... Ses sisteminin berbatlığından ananonscunun seni çok duyulmuyordu. Ben de sıraya girdim. Altın takanlar Nilayın gelinliğini doldurmuştu. Para takanlarda vardı, benim gibi parayı bir zarfa koyanlarda. Sıra bana geldiğinde, ananonscunun kulağına ’Damadın arkadaşı Serkan’ dedim, zarfı açtığında bende bir yıl önce biten arkadaşlık artık onda da son bulacaktı.
-Damadın arkadaşı Serkan beyden bir para zarfı!...
Takı merasimi bittikten sonra pasta kesildi ve salon boşalmaya başladı. Kapının önüne çıkıp birkaç sigara daha içtim.Öfkem, kıskançlığım içimi yiyordu. Halis’in yerinde ben olabilirdim. Bu benim düğünüm olabilirdi.
Oyun havaları; karman çorman, uyumsuz bir halayla beraber düğünün sonu geliyordu.Son kez salona baktım.Halisle Nilay köşelerinde oturuyorlardı.Halis gülüyordu.Nİlay ise etrafına bakıyordu. Kimseyle vedalaşmadan salonu terk ettim.
Düğün bitti. Bir sürü fotoğraf çekildi. Herkesle öpüşüldü. Düğün arabası olan gri mercedese binilip eve gittiler. Altınlar ve paralar bir çantaya konmuştu. Çanta da Halisin elindeydi. Evde girdikler, ikisinin de neşesi yerindeydi, gülüyorlardı. Halis ‘hadi paraları sayalım’, dedi. Nilay da ‘Olur, bakalım ne kadar zengin olmuşuz’, dedi. Bilezikleri saydılar, altınları saydılar, takılan paraları saydılar. Beklediklerinden daha çok takı takılmıştı. Burada altı tanede zarf var dedi, Nilay. Zarfları açtılar. İlk ikisinden güzel para çıktı. Halis eline üzerinde Serkan’ın adı olan zarfı aldı.
-Serkan ya, beş aydır işsiz adam yine para koymuş. Harika bir adam ya, demek ki az parası var ondan çekindi de zarfa koydu, dedi. Zarfı açtı. İçinde para yoktu. Bir kağıt çıkmıştı, kötü bir el yazısı ile özensiz yazılmış tek bir cümle. İkisi de birbirlerine bakakaldılar.
Halis kağıtta yazanı okudu;
''Ben hayatım boyunca sadece seni sevdim Nilay.''
Halisin de, Nilayın da kanı dondu. Tüm neşeleri kaçtı.