18 Eylül 2011 Pazar

pazartesi - sinek valesi

Geçenlerde öğle yemeğinde ne yesem diye düşünüyordum ki kapı zilim acı acı çaldı değerli pazartesi müptelaları. Pişti, poker, papaz kaçtı ve king oyuncuları federasyonundan gelmiş; bıyıklarının uçları sararmış, dökük saçlı üç amca, “ Selamın aleyküm yiğenim”, dediler ve içeri girip ” Varsa bir çayın içeriz” dediler. Şoku atlatmam yarım saatimi aldı.

  • Üzerinde kocaman marka logoları olan kıyafetler giymemeli.
  • Küçük, neşeli sabıkaları olmalı.
  • Araba kullanırken yollardan şikâyet etmemeli.
  • Kedilere alerjisi olmalı.

Salondaki masanın birer kenarına oturdular, ben de oturdum. En yaşlı olan cebinden bir deste çıkarttı ve “ Yiğenim sana bir sorum var; sinek mi, maça mı, karo mu, kalp mi?” dedi. Malum şaşkınlığım sürüyor “ Sinek dayı” dedim. Dayı “ Tamamdır, artık Türkiye’deki tüm kahvelerdeki iskambillerde sinek valeye senin resmini koyacağız, bizi kahveden oyuna beklerler, çayını başka zaman içeriz”, dedi ve gittiler...

16 Eylül 2011 Cuma

Kuran kursunun üzerinde oturan tanrıtanımaz teyze

Kuran kursunun üzerinde oturan tanrıtanımaz teyze

*ayakkabılarınızı içeri alın

*sessiz olun

*izmaritleri yere atmayın

*simitçi sizin için geliyor, söyleyin bahçede durmasın.

*çocuklar çok ses çıkartıyor

Hep bunları diyor… beyaz dağınık ve gür saçları ile camdan sarkarak. Aşağıdan bakınca evinin duvarındaki iki resim gözüküyor. İki büyük, siyah beyaz erkek resmi. Ayrıntılar seçilmiyor.

gözlük

Göztepe’nin en o gece en lacivert evinde doğmuştu kötülük. Gözeneklerinde kan vardı, derisi mosmordu ve bağırışlarındaki “ınga” dilimizdeki karşılığıydı özgürlük. Gözlerinin karasından okunuyordu ki kaderiydi öksüzlük.

akrişimsi

Cenk eden süvariler ve yaldır yaldır koşan atlar.
Ellerinde kan var, tütün var, umut var; aşk var.
Yok olmuş, durmuş nefesler; kurumuş canlar.
Dağılın, bre kafirler Türk askeri geliyor.
Ananızın a.ınında kan almaya geliyor.

küfür

adam hakkındaki duydularımı uzun ve bol tamlamalı küfürler ifade ediyor. yine de kendimi tutamayarak adama şerefsiz diyorum.

daha da ateşlendim şimdi, şerefsiz demeyecektim. eksik kaldı ve kanım kaynıyor. biraz da paraya küfredeyim. paraya küfretmek günah mıdır? değildir bence.

11 Eylül 2011 Pazar

pazartesi - first ladyler

Sabah sokağımda alışılagelmemiş bir hareketlilikle uyandım pazartesicililer. Makam araçları, güvenlikler, siyah takım elbiseli adamlar… Noluya ya, diye içimden geçiriyordum ki kapı çaldı, içeri acayip acayip giyinmiş bir grup yaşlılık sınırında kadın girdi. Birkaç dakika birbirimize boş boş baktıktan sonra bir tanesi okuma gözlüklerini taktı ve çantasından çıkarttığı bir kağıdı okumaya başladı.

  • Çarşafları ben yatakta uyurken beni uyandırmadan değiştirebilmeli.
  • Beni uyandırmadan bana masaj yapmalı.
  • Otobüs yolculuklarında çay ya da kahve içmemeli.
  • Ördek gibi dışarıda yüzmemeli.
  • Islak mayo ile oturmamalı.

First lady’ler odası başkanıymış teyze. Benden istekleri listelerimin birinde “ first ladylik deneyimi olmalı” yazmammış. Etrafa baktım, ev biraz dağınık; çamaşır, bulaşık birikmiş. Hepsi ayaklandı ve evi güzelce temizlediler, iş bitince de çıktılar. Hatta Belçika first lady’si banyoya saklanmış. İki gün sonra fark ettim.

5 Eylül 2011 Pazartesi

pazartesi - uganda çok garip memleket

Geçenlerde bizim sokakta alışılagelmemiş bir hareketlilik vardı pazartesimania sahipleri. Tüm sokak boyunca garip garip beyaz boyalar sürülmüş, üstsüz zenci kızlar dizilmiş “ höblele höbölele” tepiniyorlar. Ayı gibi bir adam da en önlerinde duruyordu. Elinde de altın bir anahtar. “ Hayda!” dedim ki adam anlatmaya başladı.

  • Uyuyan insana şaka yapmamalı
  • Mayomu asmayı sorun etmemeli.
  • Aklına gelen fikirlere güzel proje isimleri takmalı.
  • Kaçan kovalanır prensibini hakkında malumatlı olmalı.
  • Kendisi iyi ama çevresi kötü olmalı

İnsan irisi adam Ugandalıymış. Kabilesinin bakire kızlarını getirmiş, benden aralarından istediğim kadarını eş olarak seçmemi, fahri hemşerileri olmamı ve temsili altın anahtarı da kabul etmemi rica ediyorlarmış. Sekiz on saniye kadar düşündüm; sonrada arkamı dönüp eve gittim, interneti açtım gazetelerin başlıklarına baktım