16 Ekim 2011 Pazar

ikiz - çocuk oyuncular

“ Çocuk oyuncu ile çalışmak zordur. Çok zordur. Bir kere rol yapmayı değil, oyun oynamayı severler. Oyun oynamaktan da bir süre sonra sıkılırlar. Motive etmek de, ikna etmek zordur. Paranın onlarda bir değeri yoktur; küserler, ağlarlar, mızmızlanırlar, yaptıklarının iyi mi kötü mü olduğunu anlayacak bilince sahip değillerdir, daha iyi nasıl yapılır bilemezler. Çocuk oyuncusuz da bir aile dizisi çekemezsin, aile vurgusu yapamazsın, içinde çocuk olmayan bir sahnede kadınları ağlatamazsın.

Çocuk oyuncuların aileleri paragöz insanlardır. Çocuklarından daha çok parayı severler. Söylesene kim çocuğunun gece yarısı üçte o set ortamında rol yapmasını ister ki? Kim kıyabilir, kim katlanabilir. İşte o insanlar bunu yapabiliyor. Ve ne yazık ki filmin devamı başından belli. Bak çocuk oyuncuların hayatlarına; alkol, uyuşturucu, depresyon derken erkenden ölürler ya da bir zavallı gibi hayatlarını devam ettirirler. Bunu bile bile çocuklarını sete getiren o anne babalardan nefret ediyorum.

Bunu açık yüreklilikle söylüyorum, çok yetenekli birkaç isim dışında, tüm çocuklar aynıdır. Her çocuk oynamayı sever, her çocuk içten gülerken sevimli, her çocuğun gözünden süzülen birkaç damla yaş yürek parçalayıcıdır. Ekran karşısına geçen o çocuklar birer zavallıdan farksızdır. Sevgisiz büyüyen zavallılar. Sen hiçbir yönetmenin ya da oyuncunun çocuklarını dizilerde oynattığını gördün mü? Kıyamazlar.

Dediğim gibi azizim, onlarsız da olmuyor, onlarla da olmuyor. Ama bu konuda bir alternatif yol vardır, ikizler. İkiz çocuklarla çalışıyoruz. Böylelikle elimizde bir yedek oyuncu oluyor. Zaten seyirci farkı anlayamaz. Oyuncu listesine baktıklarında da iki ismi var sanırlar. Hatta iş basına sızdığı zaman da haber olur, reklam olur, güzel olur.

Herkes bilir, kardeşler rakiptir ama ikizler de bu rekabet çok daha fazladır, yoğundur. Zaten bizim işimiz rekabet, hem de acımasız rekabet. İkizlerden biri kamera önündeyken, kamera arkasında kalan çok hırslanır. Neden ben buradayım, ben daha iyisini yapmalıyım; diye düşünür ve elinden gelenin en iyisini yapar. İyi olan kazanır. İyi olanı biz yayınlarız ve biz kazanırız.”

pazartesi - yemek yarışması

Geçen sabah çok güzel kokularla uyandım pazartesimania müzdaripleri. Hayırdır inşallah diye camdan baktığımda orta yaşta binlerce kadını ellerinde birer tabak yemek ile kapımda dizili gördüm. Duruma mana veremesem de kokular cidden güzeldi. Sonra aralarından kabarık sarı saçlı bir tanesi aşağıdan bağıra çağıra derdini anlattı.

· Bana ‘bebiş’ demeli.

· İçindeki çocuğu bana öldürtmemeli.

· Güzel çay demlemeli.

· Islak saçla gezmemeli.

· Yağmur yağıyor romantikliğinden vazgeçmeli.

Bu teyzeler çeşitli yemek yarışmalarının kazananlarıymış ve kapıma en iyinin seçilmesi için gelmişler. Amaçları yemeklerini bana tattırıp kazananın kim olduğuna karar vermekmiş. Baktım ki yemekler çok güzel kokuyor. Elime megafonumu alıp “ tabakları bırakın ve sokağı terk edin” dedim. Yarım dakika sonra sokak bomboştu. Bu teyzeler baya hızlı koşuyorlar. Bir dil çorbası içtim, akıllara zarar, acaba hangisi yaptı?

14 Ekim 2011 Cuma

zekice soru denemesi 5

 Bir sandalyede tek başına oturan bir adama yakın mesafeden edilen bir kurşun sonucu, adamın vücudundan an fazla kaç delik açılabilir?
cevap: Kurşun önce sol eli serçe parmağından girip, diğer beş parmağı da deldikten sonra pazıya gelebilir. Pazıyı da deldikten sonra sol koltuk altında göğüs kafesine girip sağ koltuk altından çıkıp; sağ pazıyı delip, sağ el parmaklarını da delip, en son sağ el serçe parmaktan çıkabilir. Bu da toplam 26 deliğe eşittir

11 Ekim 2011 Salı

son paraşüt

“ Sadece ikimiz özel bir uçakta olsak, pilot kalp krizi geçirip ölse ve sadece bir tane paraşüt olsa ne yaparsın?”

“ Hiç düşünmem uçaktan atlarım. Tek paraşütü sana versem kabul etmezsin, zaman kaybederiz ve seninle geçireceğim son anları tartışarak geçirmek istemem. Ben atlarım, sen de son paraşütü takıp atlarsın”

“ Sana kahramanım deme mi istiyorsun değil mi? Ama yanılıyorsun. Sen ölüp kurtulacaksın, ama ben hayattayken hep mutsuz kalacağım. Keşke ben atlasaydım, keşke şu olsaydı, keşke bu olsaydı diye günlerce düşünecek; keşkeler öleceğim. Muhtemelen bu travmayı atlatamayacağım. Eğer kahramanlık yapmak istiyorsan bir şekilde ya uçağı indir ya da vicdanımı rahatlatarak öl.

Mesela ‘Seni en yakın arkadaşınla aldattım’ olsun son sözlerin ya da ‘ Zaten intihar edecektim, seninle yaşamaya katlanamıyordum’ olsun. İşte asıl o zaman kahraman olursun. Bunu kimse bilmez belki ama bilinmemesi de gerçeği değiştirmez.

9 Ekim 2011 Pazar

pazartesi - soda şişesi

Ben soda çok severim pazartesikolikler. Geçenlerde bir şişe soda içtim ve bitirdiğim o yeşil şişeyi masaya koydum. Sonra şişeye bakınca duvarıma asılı olan dünya haritasının alt kısmında bir kırmızı nokta fark ettim. Gittim baktım, bir kulaklığa benzer bir şey. İstihbarat şefimi çağırdım “ bu bir dinleme cihazı efendim” dedi.

  • Cümlelerin sonunu uzatmamalı.
  • Sükutu ikrar olmalı.
  • Saçında tarak izi olmamalı.
  • Cesaret ile övünmemeli.
  • Ağlama öncesi yüzünde oluşan o çirkin ifadeyi hızlıca geçip, sessiz sessiz ağlamalı.

Elimize soda şişeleri alıp bir baktık ki her yer dinleme cihazı. Sadece tuvalet fırçasında üç, pofuduk terliklerimde altı tane yerleştirilmiş. Toplam 792 tane dinleme cihazı. Beni kimin dinlediğin sorduğumda “ bir şey söylemek güç efendim. Her bir dinleme cihazı farklı bir yere sinyal gönderiyor” dediler. İyi ki kendi kendime konuşmuyorum. Maazallah rezil olmuştum.

7 Ekim 2011 Cuma

ikiz - isim benzerliği

İkizi ile adının uyumundan nefret eden bir kadın mahkemeye başvurur.

“ ikiz olmak zordur hakim bey. Zaten herkes bizi birbirimize benzetmesi yetmiyormuş gibi babamız isimlerimizi de benzer koymuş. Benim adım Bora, kardeşimin adı Boran. Mahkemenin izni ile Bora olan adımı Alparslan olarak değiştirmek istiyorum”

Hakim: “ Bakarız”

6 Ekim 2011 Perşembe

aldatılan ajan

Mekan CİA, bir akşam üstü, sıradan bir durum değerlendirme toplantısı.

“ Ajan Hambutter, son günlerde hayatınızda fark ettiğiniz bir değişiklik var mı?”

“ Hayır efendim.”

“ Peki eşiniz Mrs. Humbutter? Onunla hayatında bir değişiklik, bir farkılık var mı?”

“ Hayır efendim.”

“ Karınız sizi havuzunu temizlettiğiniz genç delikanlı ile aldatıyor. Her Çarşamba. Sizin bunu anlamanız gerekliydi. Eskiden ayda bir temizlettiğiniz havuzu iki aydır her hafta temizletiyorsunuz. Eşin son bir ayda tam dört tane bikini, üç tane iç çamaşırı aldı. Ve bunların hepsini senin kredi kartınla aldı. Kredi kartı ekstresi eline geçtiği halde fark edemedin. Karısı tarafından aldatıldığını anlamayan bir ajanla çalışamayız. Kovuldun!”