14 Haziran 2010 Pazartesi

pazartesi - yeni pazar oluşumu-

Bu aralar ev ev dolaşıp satış yapanlarla başım dertte değerli pazartesi müptelaları. Geçenler boş bulundum ve duştan yeni çıkmış ıslak saçlarımla kapıyı açıp bu satıcılardan yüz güzelliği olmayan birine “ilgilenmiyorum kardeşim” dedim. Demez olaydım. O günden beri tüm satıcılar bizim evin önünde. Yan ve üst komşumuz evlerini ikişer trilyona kapitalist şirketlere sattı. Artık yan komşum mc donalds, üst komşum starbukcs. Şehir bizim eve doğru akmakta.

  • Karbon ölçümünü günlük olarak yapmalı
  • Atletizm hakkında malumat sahibi olmalı – ben bu konuda pek ilgisiz ve bilgisizim-
  • Çantasında her zaman benim eşyalarım için yeri olmalı
  • Beni tanımadan önce, beni rüyasında gördüğü yalanını söylemeli.
  • Mazbut bir ergenlik geçirmiş olmalı.
  • Site hayatını ve kuralarını bilmeli.
  • Duvarlardan atlayabilecek kadar çevik olmalı.

 

. Bir daha kapıyı açarsam iki olsun. En nefret ettiğim şey bu kapitalist şirketlerin benden faydalanması.

13 Haziran 2010 Pazar

özlü sözümsü

"bildiğim tek şey, bilmediğim şeyleri bildiğim sandığımdır"

12 Haziran 2010 Cumartesi

kısa kısa 6-3

Bayram namazına insanlar yeni aldıklar bayramlıları ile giderler. O bayram namazına bende herkes gibi bayramlıllarımla gittim. Ne yazık ki önümdeki ergende bayramlıklarıyla gitmişti.

Sıkıştık her bayram namazında olduğu gibi. Safları sıklaştırdık, yağmur yağıyor, cemaat dışarıda kalmasın diye. önümdeki ergen ile aramızda artık hemen hiç mesafe kalmamıştı.

Namaz başladı. Ergen rükuya eğildi, benim gibi, tüm cemaat gibi. Sonra secdeye gitti, benim gibi tüm cemaat gibi. İkinci rekatta ise benim namazı zedeledi. Sadece benimkini ve belki sağımda solumda duran birkaç kişininkini.

Ergenin bayramlığı düşük bel kot pantolondu. Tüm akranlarının olduğu gibi. Eğilip kalkarken beli iyice düşmüştü. İkinci rekatta ise kıçının yarısı açıktı ve benim tam önümdeydi.

alternatif roman yazım tekniği önerisi

Her sayfada bir tane ya da her on cümlede bir tane sadece yüklemden oluşan cümle eklemek. Bu sayede okuyucuye, sanki bir nefeslik bir ara vererek okuması kolaylaşabilir. 

10 Haziran 2010 Perşembe

İlk el - ilkel

İlk elin günahı olmaz
İlk oyunları hep sen kazandın.
Ben de kendimi böyle avuttum.

Sen ise kazandıkça abarttın
Çirkin kahkahaların kulağımı tırmaladı
Açık ağzındaki salyalar midemi kaldırdı.
Tiksindim senden, iğrendim…

Sonra da

İlkelin günahı olmaz
Zavallı geliştirememiş kendini
Ben de kendimi böyle avuttum.

Sansar anti kapitalist

Kapitalizmden ve kapitalist şirketlerden öylesine nefret ediyordu ki; zamanla bu nefret hayatının anlamı oldu. Gidip hiçbirinin camlarını kırmadı ya da  önünde  bomba patlatmadı.

Ne mi yaptı? İçlerine sızdı. Bir ay mc donald’s’da çalıştı. Oradaki diğer çalışanlar ile cıvık cıvık bir arkadaşlık inşa etti. Köftelere tükürdüler beraber, patateslere ayakları ile bastılar. Aptal iş arkadaşları ile bunları yaparken o bir yandan tüm bunları kaydediyordu.

Bir ay sonrada burger king’de çalıştı. Aynı planı kusursuzca burada da sergiledi. Hatta meşrubatlara daha büyük iğrençlikler yaptı. Kentucky’de ise en büyük hareketini yaptı ve bir müşteri ile tekme tokat kavga etti. Tabiî ki bununda kaydını almıştı.

Düşman olduğu hemen tüm şirketlere bunlar yaptı. Daha sonra da bu görüntüleri facebookta, twitterda , ekşi sözlükte, şurada burada yaydı. Klavye delikanlıları içlerindeki kapitalizm düşmanı tüm bu görüntüleri yaydı. Paylaşım çığ gibi büyüdü.

Sonra ne mi oldu? Şirketler pek etkilendi. 

Hani farklı son olsun, kanlı son olsun, ölümlü son olsun dersek; kapitalist genç evinde ölü de bulunabilir.

Acaba buz dolabına mendilci çocuk kilitlemek mcdonad’s ı ne kadar etkilemiştir?


9 Haziran 2010 Çarşamba

Sonuç - Son us

Son us. Aklın sonu gibi bir mansı olsa da belki uzun uzun düşünmenin sonu manasındadır. Son us tan da Sonuç türemiştir. Olamaz mı? Olabilir.